28 Ocak 2011 Cuma

AYÇİÇEĞİ ( Helianthus annus L. )

AYÇİÇEĞİ ( Helianthus annus L. )

1.   AYÇİÇEĞİNDEN FAYDALANMA

Ayçiçeği esas itibariyle bir yağ bitkisidir. Kabuklu tohumlarında % 35, iç kısmında ise % 50-55 yağ bulunur. Yağı sıvı halde kızartma ve salata yağı olarak ve ayrıca margarin üretiminde kullanılmaktadır.
            Tohumlarından yağı alındıktan sonra geri kalan küspesi % 30 protein ve % 19 karbonhidrat içermektedir. Yüksek beslenme değerine sahip olan küspe hayvan beslemede kullanılır. Ayrıca tohumlarından elde edilen proteini insan beslenmesinde de değerlendirilmektedir.
            İri taneli çeşitler çerezlik, çok küçük taneli çeşitler ile yağlık çeşitlerin elek altı tohumları kuş yemi olarak kullanılmaktadır.
            Bazı ülkelerde ayçiçeği silo yemi üretimi amacı ile yetiştirilmektedir.
            Saplarında potasyum miktarı yüksektir. Sapları yakılarak külü potasyumlu gübre olarak kullanılabilmektedir.

2.  DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE AYÇİÇEĞİ ÜRETİMİ VE TİCARETİ

            Dünyada en fazla tarımı yapılan tek yıllık yağ bitkilerinin başında sırasıyla soya fasulyesi, yerfıstığı, kolza ve ayçiçeği gelmektedir. Son 40-45 yılda, dünyada en fazla artışın soya üretiminde olduğu ve bunu ayçiçeği üretimi 2.4 milyon ton iken günümüze kadar 9.5 misli bir artışla 213 milyon tona çıkmıştır. Aynı yıllar arasında ayçiçeği ekim alanlarındaki artış ise 4.2 misli kadardır. Dünyada 1934/38 yılarının ortalaması olarak ayçiçeği ekim alanı 4 milyon hektar olduğu halde günümüzde 18.4 milyon hektara ulaşmıştır.

           

Dünyada ayçiçeği ekim alanı ve üretimindeki artışın nedenleri nelerdir?

            Bu sorunun yanıtını aşağıda olduğu gibi maddeler halinde verebiliriz.
a.   Nüfus artışına paralel olarak artan bitkisel yağ açığı ve bitkisel proteinlerin de insan beslenmesinde kullanılması isteği,
b.   Rusya’da verimli, kaliteli ve yağ oranı yüksek çeşitlerin ıslah edilmesi,
c.   Melez ( hibrit ) ayçiçeği çeşitlerinin ıslah edilmesi ve üretiminde kullanılması,
d.   Ayçiçeğinin dünyanın hemen her yerine adapte olabilme yeteneğidir.
            Ayçiçeği ekim alanı ve üretimi yönünden ülkelerin durumu şöyledir:
            Rusya dünya ayçiçeği eki alanı içinde aldığı % 20’lik payla ilk sırada yer almaktadır. Bu ülkeyi Ukrayna % 13.6, Arjantin  %10.3, Çin,  % 6.08 ve % 3.5 ile Türkiye ve Fransa %  izlemektedir. Türkiye ekim alanı yönünden dünyada 5. sırada gelmektedir.
Dünya ayçiçeği üretimi yönünden Arjantin   % 16.9  ile birinci sırada, % 15 ile Rusya Federasyonu ikinci,  % 12.3 ile Ukrayna üçüncü  ve Çin ( % 8.4 ) dördüncü ve % 6.7 ile Fransa beşinci sırada yer almaktadır. Türkiye ise üretim yönünden % 3.6’lik payla 6. sırada gelmektedir. Dünya ortalama ayçiçeği verimi 116 kg/da arasındadır.
            Dünyada ayçiçeği üretim artışına paralel olarak dış alım ve dış satım piyasası da canlanmıştır. Ayçiçeği dış satımı yıllık olarak 9 milyon ton kadardır. En önemli ihracatçı ülkeler A.B.D., Fransa, Arjantin ve Macaristan’dır. Dünyada dış alım miktarı da yaklaşık olarak 2 milyon ton civarındadır ve en önemli alıcı ülkeler Meksika, Japonya ve Fransa’dır.
            Ülkemizde ekonomik düzeyde ayçiçeği üretimi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamıştır. Ancak, ülkemizde ekim alanında hızlı bir artış olmuştur. Nitekim 1950/51 yıllarında 109 bin hektar olan ayçiçeği ekim alanı, 1987 yılına kadar 7 misli artarak 775 bin hektara ulaşmış ve 1992 yılında ise 596 000 hektar olarak gerçekleşmiştir. Aynı yıllar arasında ayçiçeği üretimindeki artış daha fazla olmuştur ( 13 misli ). Zira ayçiçeği üretimimiz 1950/51 yıllarında 87 bin ton iken 1987 yılında 1.1 milyon ton ile en yüksek düzeye çıkmış ve 2002 yılında ise 820 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Son yılların ortalamasına göre verim 160-170 kg/da arasında olmuştur.
            Ülkemizde ayçiçeği en fazla Trakya ve Marmara Bölgesinde yetiştirilmektedir. Türkiye’de ayçiçeği üretiminin yarısından fazlası Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerinden sağlanmaktadır. Ülkemizin diğer bölgelerinde de ayçiçeği yetiştirilmesi mümkündür. Ancak güneyde yüksek sıcaklık, Karadeniz kıyı şeridinde fazla yağış ve doğuda düşük sıcaklık bitkinin tozlaşma ve tohum bağlama yeteneğini azaltmaktadır. O nedenle, bu bölgelerde kârlı bir ayçiçeği üretimi mümkün olmamaktadır.

3.   AYÇİÇEĞİNİN BOTANİK ÖZELLİKLERİ

            Ayçiçeği tek yıllık ve yazlık bir bitkidir. Derinler inebilen bir kazık köke sahiptir. Toprak üzerinde oluşan gövde kalın olup 50-500 cm boylana bilmektedir. Gövde üzerindeki boğumlardan yapraklar çıkar. Kültürü yapılan ayçiçeği çeşitleri dallanmaz, tek tablalıdır.
            Ayçiçeğinde ana gövde tabla şeklinde çiçek durumu ile son bulur. Tablanın en dış kısmında altın sarısı renginde ve dil şeklinde yapraklar bulunur. Bunlar kısır çiçeklerdir. Tablanın iç kısmında ise fertil çiçekler yer alır. Fertil çiçeklerin tozlanıp döllenmesinden sonra ayçiçeği tohumları oluşur. Bir tablada 800-1600 arasında tohum  meydana gelir.
            Ayçiçeğinde kendine kısırlık ve erkek organların dişi organdan daha önce olgunlaşması kendine tozlaşmayı önler. O nedenle ayçiçeği yabancı tozlaşan bir bitkidir. Fakat % 20-50 kadar da kendini dölleyebilir.

4.   AYÇİÇEĞİ TARIMI

Ayçiçeği adaptasyon yeteneği yüksek bir bitki olduğundan dünyanın hemen her bölgesine yayılmıştır. Bununla birlikte asıl üretim alanları ılıman iklim bölgeleridir.

       4.1          İklim İstekleri

            Ayçiçeği bol güneş ışığına ihtiyaç duyar. Hatta güneş ışınlarına daha fazla maruz kalmak için gerek üst yaprakları gerekse tabanları güneşin hareketini izler. Araştırıcılar bu durumu bitkinin daha fazla fotosentez yapabilmek için güneşe daha uzun süre maruz kalma yönünde gösterdiği adaptasyon olarak açıklanmışlardır. Bitkinin güneşe yönelme hareketine “Heliotropizm” denilmektedir.
            Ayçiçeği tohumlarının iyi bir şekilde çimlenebilmesi için 8-10 ºC’lik sıcaklığa ihtiyaç duyulur. Genç bitkiler dona karşı dayanıklıdır. Kotiledon döneminde genç fideler -5 ºC’ye kadar dayanabilmektedir. O nedenle, ilkbaharda erken ekilebilmektedir. Dayanıklılık 6-8 yapraklı devreye kadar sürer ve bundan sonraki devrelerde 4 ºC’nin altındaki sıcaklıklar bitkiye zarar verir. Çiçeklenme ve tane olgunlaşma dönemlerinde sıcaklık isteği fazladır ve bu dönemde güneşli havaları sever. Bu devrede optimum sıcaklık 21- 24 ºC olmalıdır.
            Ayçiçeği yıllık yağışı 700-800 mm alan yerlerde iyi yetişir. Büyüme mevsimi boyunca 400 mm’den daha fazla yağış alan yerlerde sulanmadan yetiştirilebilir.

            Ayçiçeği kurağa dayanıklı bir  bitki midir?
            Ayçiçeği kurağa yüksek derecede dayanıklı değildir. Ancak diğer pek çok bitkinin zarar gördüğü kurak koşullarda ayçiçeğinin iyi ürün alınabilmektedir. Bu dayanıklılığı sağlayan faktör kuvvetli kök sistemine sahip olmasıdır. Kuraklık açısından ayçiçeğine en kritik periyot çiçeklenmeden 20 gün öncesi ile 20 gün sonrası arasındaki 40günlük süredir. Bu devrede uzun süre yağış olmazsa veya sulanmazsa verimde önemli düzeyde düşüş olur.

       4.2          Toprak İstekleri

            Ayçiçeği yapısı kumludan killiye kadar değişen her toprakta iyi yetişir. Fakat yüksek bir verim için derin profilli, rutubetli ve humuslu toprakları ister. Ayçiçeği toprağı fazla asit karakterde olmamalıdır. Optimum pH 6.0-7.2 arsında olmalıdır.

       4.3          Ekim Nöbeti   

            Ayçiçeği baklagil bitkilerinden sonra ekildiğinde en yüksek verimi vermektedir. Tahıllar ayçiçeğinin hastalık ve zararlılarına dayanıklıdırlar. O nedenle, ayçiçeğinden sonra tahılların yer alması iyi sonuç vermektedir. Dünyada ve Türkiye’de en çok kullanılan ekim nöbeti sistemleri şunlardır;
      Tahıl - Ayçiçeği
      Nadas - Ayçiçeği
      Tahıl - Nadas - Ayçiçeği veya
      Baklagil - Ayçiçeği
            Tahıllardan sonra ayçiçeği daha düşük verim vermektedir. En iyi ekim nöbeti sistemi Baklagil – Ayçiçeği –Tahıl şeklinde olan nöbetleşmedir.

       4.4          Gübre İstekleri ve Gübreler

            Ayçiçeği topraktan en fazla potasyum ve azot kaldırmaktadır. Daha az miktarlarda kalsiyum ve fosfor da kullanmaktadır. Topraktan kaldırdığı besin maddelerinin tekrar gübreleme ile toprağa verilmesi gerekir. Ancak bu bitki besin maddelerinin hem fazlası ve hem de noksanlığı bitkide olumsuz etkide bulunur.
            Azot bitkide vejetatif gelişmeyi hızlandırır, bitkinin koyu yeşil bir renk almasını sağlar. Azot ayrıca çiçeklenmeyi teşvik eder ve tane dolgunluğunu artırır. Azot eksikliği vejetatif gelişmeyi durdurur, bitki bodurlaşır, yapraklar küçülür ve soluk sarı bir renk alırlar. Öte yandan azot tabla başına tohum sayısını da arttırarak üretkenliği sağlar. O nedenle, ayçiçeği verimini kısıtlayan en önemli element azottur. Buna karşılık azot tohumda yağ oranını azaltır ve protein oranını ise arttırır.
            Fosforlu gübrelerin verimi artırıcı yönde etkisi vardır. Bitkinin hastalıklara ve kuraklığa dayanıklılığını arttırır. Yağ ve yağ asitlerinin oluşmasına önemli katkıda bulunur. Fosfor kök gelişmesini de teşvik eder. Fosfor eksikliği durumunda önce yaprak kenarlarında morumsu kahverengi şeritler meydana gelir ve sonra yaprağın tümünü kaplayarak dökülmesine neden olur. Ayrıca bitkide zayıf bir tabla oluşur.
            Potasyum ise bitkilerin su tüketimini düzenleyerek uygun olmayan koşullarda bitkinin kuraktan zarar görmesini engeller. Tanede şeker ve nişastayı arttırır, ağır ve kaliteli olmasını sağlar. Potasyum eksikliğinde yapraklarda muntazam çizgilerle çevrelenmiş sarı ve kahverengi lekeler meydana gelir.
            Ülkemizde önerilen gübre miktarları, azot için sulu koşullarda 8.5-12.5 kg/da, kuru koşullarda 5.0-11.0 kg/da arasında değişirken, fosfor için bu miktarlar sırasıyla 6.0-8.5 kg/da ve 5.0-6.0 kg/da arasında olmuştur. Potasyumlu gübreler gerektiğinde verilmelidir.
            Azotlu gübreler serpme veya sıraya olacak şekilde ekim zamanında verilir. Ancak, sıraya verilen gübre fide gelişmesini daha iyi teşvik ettiğinden, azotlu gübrenin ekim mibzeri ile tohum sırasının yanına verilmesi daha uygundur. Bazı uygulamalarda azotlu gübrelerin 1/2’si veya 1/3’ü ekimde geri kalanı ise birinci su veya seyreltmede verilir.
            Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tümü ekimde uygulanır ve kültivatörle toprağa karıştırılır.


       4.5          Tohumluk

            Kullanılacak tohumluk yeterli genetik ve fiziksel safiyete sahip olmalı ve çimlenme gücü yeterli düzeyde olmalıdır. İyi bir tohumlukta 1000 tane ağırlığı 80-90 gr arasında olmalıdır. Ayçiçeği yabancı tozlaştığından  tohumluk her yıl yenilenmelidir. Tohumluk Orobanş’a ve Mildiyö hastalığına dayanıklı olmalıdır.
            Ülkemizde 1963 yılından sonra Rusya’dan getirilen açık döllenmeli Vniimk-8931, Vniimk-1946 ve Peredovik çeşitleri geniş alanlarda yetiştirmiştir. Bu çeşitlerin yağ oranı yüksektir. Getirildiği yıllarda Orobanşa ( canavar otu ) dayanıklı olan bu çeşitler son yıllarda bu dayanıklılıklarını kayıp etmişlerdir. Nitekim özellikle Trakya’da Orobanş tekrar önekli bir zararlı olarak ortaya çıkmıştır. Tohum ya açılma nedeniyle yada farklı Orobanş ırkının ortaya çıkması nedeniyle hassas duruma gelmiştir.
            Son yıllarda çok sayıda hibrit çeşit yurtdışından getirilerek çiftçilerimizin kullanımına sunulmuştur. Yüksek verimli olan hibrit çeşitlerin üretimi günümüzde oldukça yüksek düzeylere çıkmıştır.

       4.6          Tarla Hazırlığı

            Tarla sonbaharda pullukla 20-25 cm derinliğinde sürülür ve kışı bu şekilde geçirmesi sağlanır. İlkbaharda kültivatör ile 10-15 cm derinliğinde yüzlek sürüm yapıldıktan sonra tırmık geçirilerek tarla düzlenir. Böylece  iyi bir tohum yatağı hazırlanmış olur.

       4.7          Ekim

            Ayçiçeği ekimi ilkbaharda mümkün olduğu kadar erken yapılmalıdır. Zira, geç ekimlerde verim büyük ölçüde düşürmektedir. En uygun ekim zamanları;     
Marmara Bölgesi’nde Mart ayı,     
Orta Anadolu’da Nisan ayı,     
Ege Bölgesi’nde Şubat sonu -Mart başı,     
Doğu Anadolu’da Mayıs ayı,     
Güneydoğu Anadolu’da ise Mart sonu - Nisan başıdır.      
Mibzerle sıraya ekim en iyi ekim yöntemidir.Mibzerle ekimde yaygın olarak uygulanan sıra arası mesafeler 60-75 cm, sıra üzeri mesafeler ise 20-40 cm arasında değişmektedir. Ülkemizde önerilen bitki populasyonu 3000-5000 bitki/dekar kadardır. Dekar başına bitki populasyonu ekim normu ile belirlenir ve g/dekar olarak gösterilir. Ekim Normu (EN.) aşağıdaki formül ile bulunur.

                            Dekara Bitki Sayısı x 1000 Tohum Ağırlığı (g)
E.N.(g/da) = ————————————————————————
                                                    1000 x Çimlenme Yüzdesi

Ekim Normu genellikle  1-3 kg/da arasında değişir. Fakat günümüzde hassas ekim yapan makinelerle ekim normu 500 grama ve hatta bunun da altına düşürülebilmektedir. Ekim Normu formülü ile hesaplanan tohumluk miktarı, tarla koşullarındaki kayıplar dikkate alınarak % 20 kadar artırılabilir.
   Şimdi bu konu ile ilgili bir örnek verelim:
   Ayçiçeğinde 1000 tane ağırlığı 80 gr olan ve çimlenme gücü de %90 olan bir çeşit ekilecektir. Dekara 5000 bitki oluşturulmak istenmektedir. Dekara atılacak tohumluk miktarı ne kadardır?
   Bu soruya  yanıt vermek üzere verilenleri Ekim Normu Formülünde yerlerine koyalım ve sonucu bulalım: 


Verilenler:        
         Dekarda Bitki Sayısı   : 5 000 adet
 1000 tane ağırlığı        : 80 g
          Çimlenme yüzdesi       : 0.90
                               5000 x 80                 400 000
  E.N.(g/da) = ————————  = ————— = 444,4 gram / dekar
                               1000 x 0,90                 900
            Formül yardımıyla hesaplanan değer, dekara 444 gram tohumluk ekileceğini göstermektedir. Tarla koşullarındaki kayıpları da dikkate alarak bu miktarı % 20 artıracak olursak, 533 g/dekar tohumluğa ihtiyaç duyulur.

       4.8          Bakım İşleri

Ayçiçeğinde en önemli bakım işleri seyreltme, yabancı otlarla mücadele, çapalama ve sulamadır.

 4.8.1          Seyreltme

            Bitkiler toprak yüzüne çıktıktan 12-15 gün sonra seyreltme yapılmalıdır. Her ocakta birkaç fide bırakılır ve bitkiler 15-20 cm boylanınca tekleme yapılmalıdır. Seyreltmede geç kalma, daha sonra tarlada bırakılacak bitkilerin zayıf gelişmesine sebep olur ve verim üzerine olumsuz etkide bulunur. Seyreltme ve tekleme işleri elle yapılır. Hassas ekim makinaları  ile ekim yapıldığında seyreltme sorunu ortadan kalkar.

 4.8.2          Yabancı Otlarla Mücadele ve Çapalama

Ayçiçeği çıkıştan sonra ilk iki hafta içinde yavaş, daha sonra hızlı büyürler. Gelişmenin yavaş olduğu ilk 2 hafta içinde yabancı otların ayçiçeğini bastırması tehlikesi vardır. Bu nedenle yabancı otlarla mücadele çıkıştan sonra ilk 2-3 hafta içinde başlanması gerekir. Yabancı otlarla mücadele mekanik olarak, toprağın işlenmesi suretiyle veya herbisitlerle kimyasal olarak yapılmaktadır. Mekanik mücadele çapalama şeklinde olduğu için hem yabancı otlar öldürülmekte hem de toprak havalandırılmış olmaktadır. Eğer ayçiçeği çıkış yapmadan önce tarlada yabancı otlar çıkarsa, bunları yok etmek için ekimden 1 hafta sonra tırmık geçirilir. Bu amaçla, dişli tırmık, yaylı tırmık veya döner çapa kullanılabilir. Mekanik mücadelenin temelini sıra arası işleme oluşturmaktadır. Ayçiçeğinde sıra araları 2-3 defa işlenir. Sıra arsı işleme için kültivatör ve benzeri aletler kullanılır. Son işlemde hafif bir boğaz doldurma yapılır. Sıra arsı işleme ile toprakta oluşan kaymak tabakası kırılır ve toprak havalandırılır. Yeterince mekanizasyon olanaklarına sahip olmayan çiftçiler yabancı otlarla el çapası ile mücadele ederler. İlk çapa genel olarak seyreltme sırasında yapılır. Bitkiler 30-40 cm boylandıktan sonra çapalama için artık sıra arlarına girilmemelidir.
            Mekanik mücadelenin yüksek maliyeti nedeniyle son 25-30 yıldan beri herbisitlerle yabancı ot mücadelesi önem kazanmıştır. Ayçiçeğinde ekim öncesi ve çıkış öncesi uygulanan herbisitlerle de yabancı otlar kontrol edilmektedir.

 4.8.3          Sulama

            Ayçiçeği genel olarak bir kurak alan bitkisi olarak yetiştirilir. Ancak, yağışın yetersiz olduğu yerlerde yapılan sulama, ayçiçeği verimini önemli ölçüde artırmaktadır. Bitkinin büyüme mevsimi boyunca su ihtiyacı 450-600 mm civarındadır. Ayçiçeği en fazla ilk tabla teşekkülünden çiçeklenmeye kadar olan dönemde suya ihtiyaç duyar. Bu dönemde, tüm gelişme süresince kullandığı suyun %60-70’ini alır. Suya ihtiyaç döllenmeden sonra da vardır. Ayçiçeğinde 2-4 defa sulama yeterlidir. Ülkemizde ayçiçeği genellikle sulanmaz. Ancak su olanağının bulunduğu durumda sulanması gerekir. Ayçiçeğine ilk su, tabla teşekkülü döneminde; ikinci su, ilk tozlaşma döneminde ve üçüncü su ise döllenmeden sonra tanelerin süt olgunluğu döneminde verilmelidir.

       4.9          Hasat-Harman ve Depolama

            Bitkide tüm yaprakların ve tabla kenarındaki steril çiçeklerin kuruyup döküldüğünü, tohumların gerçek iriliğini ve rengini aldığı, tablanın arka kısımlarını kahverengiye dönüştüğü zaman ayçiçeği hasadına başlanmalıdır.
Ayçiçeği hasadı tablaları kesmek suretiyle elle yapılırsa da günümüzde büyük üretim alanlarında makine ile hasat daha ekonomik olmaktadır. Bu amaçla, Tahıl  Biçer-Döveri kullanılır. Ancak, bu makineler üzerinde bazı değişikliklerin yapılması gerekir. Bu makineler taneleri tablalardan ayırarak harman işini de yapmaktadır.elle hasat edilen tablalar ise harman makineleri ile harman edilir.
Ayçiçeğini muhafaza edebilmek için hasat sırasında %15’in üzerinde olan tane rutubetinin %8-10’a düşürülmesi gerekir. Bunun için harman edilen taneler güneşte, hava akımında veya suni olarak kurutulur.
Ayçiçeğinde 150-250 ka/da arasındaki verim oldukça yüksek bir verim sayılır. Tane veriminin 5 katı kadar da sap verimi alınır. Günümüzde ticari üretime giren hibrid  (melez) çeşitlerle verim 250 kg/da’ın üzerine çıkmıştır.     
































KAYNAKÇA



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paste this code on your site